İstanbul Tıp Fakültesi, Çapa, 34093 Fatih/İstanbul

GENEL CERRAHİ ve ENDOKRİN CERRAHİSİ | Prof. Dr. Fatih Tunca

Tiroid kanserleri çok sık görülüyor mu gerçekten toplumumuzda? Tiroid kanseri giderek artan sıklıkla görülüyor. Sadece bizim toplumumuzda değil dünyada giderek artıyor. Aslında direkt kanserin arması değil sadece bizim artık çok çeşitli görüntüleme yöntemleri ve çok ileri teknoloji görüntüleme yöntemleriyle o hastaları çok daha erken saptayabilmemiz ana sebeplerden bir tanesi. Tabi burada bizim ülkemiz için çok çarpıcı olan başka bir şey var sağlık bakanlarının verilere göre Türkiye de meme kanserinden sonra 2. Sıklıkta görülüyor. Özellikle 15-24 yaş arası kadınlarda 1. Sırada hatta meme kanserinden önce ama 25-49 yaş arasında 2. Sırada. Neden böyle bir anlamı var mı cinsiyetin? Var evet. Biz tam sebebini bilmiyoruz ama kadınlarda tiroid kanserinin erkeklere göre daha sık olduğunu biliyoruz. Aslında şöyle bir ikilem var. Kadınlarda tiroid nodül guatr dediğimiz hastalık çok fazla dolayısıyla tiroid kanseri riski de artmış oluyor. Ama erkek de bir nodül saptadığımızda erkek de saptanan nodülde kanser olma olasılığı daha yüksek. O yüzden kadınlarda kanser riski daha fazla. Ama biraz önce söylediğinize karşı da birkaç bir şey söyleyeyim tiroid kanseri diğer kanser kadar korkutucu bir hastalık değil. Biz günümüzde tiroid kanserlerini neredeyse tamamını ortadan kaldıracak şekilde çok iyi tedavi ediyoruz. Bizim hastalarımızın %99’u hayatını tamamlıyor. Yani başka sebeplerden hayatını kaybediyor ilerleyen yaşlarda. Tiroid kanseri olduğunda tedavisi mümkün bir hastalıktan bahsediyoruz. Tabi ki onun için bunu söylüyorum. Çünkü tiroid kanserini saptadığımız zaman özellikle erken evrede. Burada Yaş önemli 45 yaşın altındaki hastaların birçoğu zaten erken evre. Biz bu hastaları doğru tedavi ettiğimizde bu hastalar ömrü boyunca takiplere gidip gelmek dışında sıkıntı yaşamıyor. Ameliyat mı olması gerekiyor hepsinin? Evet. Tiroid kanserlerinin ameliyat olması gerekiyor. Tiroid bezinin tamamını mı çıkartıyorlar? Evet. Orada birtakım incelikler var aslında. Burada tümörün çapı da çok önemli biz 1 cm in altındaki tümörlere mikro kanser ya da kanser öncesi lezyonlar diyoruz. Burada bir takım özel noktalar var. Eğer bu tümörler çok küçükse tek taraflıysa sadece tek taraf çıkartılabilir ve diğer taraf takip edilebilir. Ama belli çapının üzerindeki kanserlerde özellikle 1,5 cm in üzerindeki kanserlerde biz bu hastalara ameliyat dan sonra radyoaktif iyot dediğimiz bir tedavimiz var. Burada biliyorsunuz iyot tiroid hormonlarının ana ham maddesi. Biz hastayı ameliyat edip dokunun tamamını çıkarttıktan sonra geriye tek bir hücre kalmış da olsa radyoaktif iyot dediğimiz bunu ortadan kaldırmak için kullanılan bir yöntem. Bu ağızdan alınan bir şey mi? Evet ağızdan alınan bir madde. İyotları o radyoaktif madde ile işaretlenmiş maddeleri hasta içiyor ve 1-2 gün bir odada kalıyor ve geride kalan bir doku varsa da onu tamamen ortadan kaldırmış oluyor. Tiroid kanseri tehisi nasıl konuluyor? Şu an için tiroid kanseri ile ilgili bir tarama programı yok. Meme kanseri kadar kötü sonuçlanmadığı için daha selim seyirli ve yavaş seyirli bir hastalık olduğu için bir tarama programı yok. Ama hastalara önerebileceğimiz birtakım semptomlar var. Bir nodül öncelikle ele gelir. Hasta bunu anlayabilir mi? Hasta bunu şöyle anlayabilir; çoğunlukla 1-1,5 cm iken çok bulgu vermez ama giderek büyüdüğü zaman boyunda şişlik olarak hissedilebilir. Daha da büyürse ses tellerine ulaşırsa seste kalınlaşma, ses kısılma olarak ortaya çıkabilir ya da daha çok hastaların tabir ettiği boynumda bir şişlik hissediyorum gibi olabilir. Tabi bu belli bir aşamaya gelince hastanın anlayacağı durumlar. Peki her nodül kanser mi? Hayır. Şunu ifade edeyim yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki sokaktaki 100 kişiyi alıp muayene ederseniz 7’sinde tiroid nodülü var ama sokaktaki 100 kişiyi alıp ultrason yaparsanız bu oran %50-60 çıkıyor. Yani her tiroid nodülü kanser demek değil. Bu nodüllerin içinde ancak %5’i ameliyat gerektiren nodüller. Biz ameliyat bittikten sonra kapatırken bu kesileri estetik şekilde kapatıyoruz en az iz kalacak şekilde. Yine ameliyat dan belli bir süre sonra yaklaşık 2 hafta sonra başladığımız daha az iz kalmasını sağlayan bir takım krem ya da jel gibi bunları da kullandığımızda hastaların izlerini daha az oluyor. Eğer hastanın eğildiğinde kendine ait boyun çizgisi varsa mutlaka onu kullanıyoruz ki kozmetik olarak çok daha iyi sonuç elde ediyoruz. Çok teşekkür ederiz verdiğiniz değerli bilgiler için. Çok önemli bir konuydu çok da çok da güzel işlediğinizi düşünüyorum.

İlginizi Çekebilecek Videolar