İstanbul Tıp Fakültesi, Çapa, 34093 Fatih/İstanbul
Adrenal İnsidentaloma

Adrenal İnsidentaloma Tedavisi

Adrenal İnsidentaloma Nedir?

Adrenal insidentaloma dediğimiz duruma son zamanlarda hekimler tarafında sıkça denk gelinmektedir. Bunda ise en büyük etki teknolojinin gelişmesi ve buna paralel olarak da tıp dünyasında kullanılan görüntüleme cihazlarının da son derece gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Adrenal bezler olarak adlandırılan bezler her iki böbrek yapısının üzerinde üçgen bir biçimde yerleşmiş olarak bulunmaktadır. Bu bezler ise insan vücudunda su ve tuz dengesini korumak ile birlikte yapısal olarak farklı biçimde hormonlar salgılar ve strese cevap verirler.

Genel olarak hekimler tarafından yapılan otopsi çalışmasında adrenal bez kitlelerine sık biçimde rastlanmaktadır. Buna oran olarak şu eklenebilir ki elli yaş üstü bireylerde yüzde üç oranında bir görülmeye sahiptir. Burada bilinmesi gereken ise birçok adrenal kitle olası sağlık sorununa yol açmasa da hormon bezlerinin düzgün çalışmaması durumu kişide yavaş bir biçimde hormonsal sağlık sorununa yol açmaktadır. Şu da bilinmeli ki adrenal kitleler klinik olarak belirgin olmamaktadır. Hekimlerin tanı koymak için hastayı muayene etmesi sırasında veya hormonsal bir sağlık sorununa incelemeler esnasında adrenal bez kontrolü tapılır ise ortaya çıkmaktadır.

En önemli etmen hastanın herhangi bir kanser nedeni ile inceleme altına alınmamış olması gerekmektedir. Abdominal olarak yapılan görüntüleme tekniklerinin son zamanlarda yaygın olarak kullanılması ile birlikte tıp dünyasında birçok insidentaloma hastası ortaya çıkmıştır. Adrenal olarak ortaya çıkan bu sorunun tansının konmasında ise oluşan lezyonun hormonal olarak aktif olduğu ya da olmadığı veya benign veya malign olup olmadığı da önemli bir biçimde rol oynamaktadır.

Adrenal İnsidentaloma Neden Olur?

Böbrek üzerinde bulunan adrenal bezlerinde meydana gelen adrenal insidentaloma hastalığının nedenlerine baktığımızda ise öncelikle benign veya malign olarak ortaya çıktıklarını bilmek gerekir. Burada bulunan lezyonlar arasında adenomlar veya feokromositomlar, miyelolipomlar, gangliyönoromalar, adrenal olan kistler, hematomlar, mestaztazlar ve bunlara bağlı bulunan veya bulunmayan az görülen diğer sebepler adrenal insidentalomaya neden olmaktadır. Kanser hastası olan bireylerde adrenal insidentaloma olma durumu yüzde yetmeiş beş mestastaz, kanser hastalığı olmayan bireylerde ise yaklaşık yüzde altmış beş oranında benign tümörler olarak ortaya çıkmaktadır.

Birincil olarak ortaya çıkan adrenokortikal kanserin prevalansı durumlarında ise net bir şekilde tümör boyutu ile orantılıdır. Burada bilinmesi gereken durum eğer kitle boyutu 4 santimetre ve altında ise kanser görülme riski yüzde ikinin altın da boyut 4.1 ila 6 santimetre aralığında ise bu oran yüzde altı olmaktadır. Boyut ise altı santimetrenin üzerine çıktığı durumlarda yüzde yirmi beş gibi bir oran ortaya çıkmaktadır. Oluşan adrenal insidentaloma hastalıklarının yüzde yetmiş gibi bir kısmı fonksiyonel olarak bir durum ifade etmeyen tümörler arasında yer almaktadır.

Kimlerde Görülür?

Adrenal insidentaloma yaşın ilerlemesiyle birlikte yani insan vücudu yaşlandıkça görülür. Buna bağlı olarak yaşı genç olanlarda da gözükmeyecek anlamına gelmez. Her hastalık gibi adrenal insidentaloma da kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Cinsiyet farkı olarak genel bir ayrım yoktur. Ama araştırmalara göre kadınlarda daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Ancak yaş farkı olarak 30 yaşının altındaki insanlarda Nadir görülür iken 70 yaşın üzerindeki insanlarda daha sıklıkla görülebilmektedir.

Adrenal İnsidentalomanın Teşhisi Nasıl Yapılır?

Adrenal insidenataloma saptanan vakada hastadan öncelikli olarak detaylı bir şekilde anamnez ve öykü alınmalıdır. Ayrıntılı olarak hekim tarafından fiziki muayeneden geçirilmelidir. Yine kişinin hormon seviyelerinde ki durumu belirlemek için biyokimyasal testler yapılmalıdır. Bu sayede de oluşabilecek olan tümörler daha rahat ve hızlı bir biçimde saptanmaktadır.

Hormon Değerlendirilmesi

Hekimler ellerinde bulunan kanıtlar yardımı ile iel birlikte hastaya her gece bir miligram dozunda olmak kaydı ile deksametazon supresyon testi yapmaktadır. Yine kişinin 24 saatlik idrarında plazma metanefrin seviyelerini kontrol etmektedir. Görüntülemeler esnasın da ise karakteristik olarak herhangi bir sakınca bulunmayan lezyonlar saptanırsa bu testlere gerek olmamaktadır. Kişide eğer hipertansiyon varsa burada primer aldosteronizm teşhisi için bireyin plazma aldosteron değerlerine bakılmaktadır. Kişide feokromositoma tanısına bakılması için 24 saat bekletilen idrarında katekolamin düzeylerine bakılmaktadır.

Radyolojik Değerlendirme

Bilgisayarlı olarak tomografi veya manyetik rezonans olarak bilinen MR da belli olan adrenal kitlenin ölçüleri ve görüntüsü kitlenin malign ya da belign olduğunu belli etmektedir. Burada elde bulunan değerler dört santimetre altında bulunan kitlelerin çoğunluk kısmı benign olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnce İğne Aspirasyon Tekniği

Kişide özellikle böbrek, akciğer, mide gibi bilinen başka kanser durumu mevcut ise başka metastaz bulgusu olmayacak ve yine BT de adrenal bezinde yüksek olarak atenüasyon değeri bulunan karışık bir kitle bulunduğunda ise ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmaktadır.

Adrenal İnsidentalomalarda Cerrahi Müdahale Gerekir mi?

Adrenal insidentalomaların doğal olarak durumuna baktığımızda kitlenin altı santimetreden daha büyük olduğu vakalarda yüksek olarak ortaya çıkan malignite sebebi ile direkt cerrahi müdahale uygulanmaktadır. Yine bu hastalarda prognoz durumu oldukça kötü bir hal almaktadır. Bazı hastalarda cerrahi müdahale sonrasın da beş yıl sağ kalma durumu yüzde ellinin altında iken bazı hastalarda bu durum yüzde ikinin altına kadar düşmektedir. Hatta iki yıl boyunca sağ kalma durumu yüzde ikinin de altında diye ifade edilmektedir.

Fonksiyonel olmayan tümörler de yani kitle boyutu üç santimetreden küçük olan vakalarda kitlenin fonksiyonel bir duruma dönüşmesi oranı ise çok düşük olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu neden ile bu tip kitle boyutu küçük olan durumlarda biyokimyasal olarak harekete geçip geçmeyeceğini takip etmeye pek fazla gerek duyulmamaktadır. Fakat vaka eğer adrenokortikal bir durum ise bu vakalarda hızlı bir biçimde büyüme görüldüğü için genel olarak bu durumda çok iyi bir şekilde takip stratejisi oluşturmak gerekmektedir.

Adrenal İnsidentaloma Tedavisi Nasıl Yapılır?

Adrenal insidentaloma, belirli bir hastalık kuşkusu yok iken tesadüfen yapılan tetkikler sonucunda algılanan bir hastalık türüdür. Başka bir hastalık için yapılan ultrason görüntüleme sistemi ile adrenal insidentaloma hastalığı öğrenilebilir. Adrenal bezler böbrek üzerine yerleşmiş küçük şekilli parçalardır. Adrenal kitleler insan vücuduna yerleşmiş olan en yaygın tümörlerdendir. Genellikle 50 yaş üzerinde tespit edilmesi daha kolaydır. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte adrenal insidentaloma şikayetleri son 3 yılda daha çok görülmeye başlamıştır. Bu tümörler halk arasında çok bilinmediği için birçok insanın aklında soru işareti bırakmaktadır.

İnsan vücudunda iki şekilde bulunur. Aktif ve pasif bir şekilde yaşayabilmektedir. Tedavi yöntemi de insan vücudunda nasıl yaşadığına göre değişkenlik gösterir. Aynı zamanda insan vücudunda ne kadar hakim olduğu da göz önüne alınarak ona göre bir tedavi yolu seçilir. Son yıllarda çoğalmaya başlayan adrenal insidentaloma, insanlar için metabolik bir bozukluk riski taşımaktadır. Çok ciddi bir sorun taşımamakla birlikte ciddi hormonal rahatsızlıklara da yol açabilir. Adrenal insidentalomayı tespit edebilmek için kişinin kanser tedavisi ve kanser olmaması gereklidir.

Tedavi Sonrası Uygun Takip Programı

Takip programları takip aralarındaki tümör boyutu değişikliklerini veya hormon aşırı üretimini Saptamak için düzenlenmiştir ve bu doğrultuda öneriler hazırlanmıştır. Uzun dönem bu tümörler sabit kalmıştır. %5 ile yüzde 25 arasında çoğaldığını ve yüzde 3 ile 4 oranında ise azalma olduğu görülmüştür. Cerrahi uygulama yapılmayan hastalara ilk kontrolünden sonra 6/12 ay sonrasına kontrol önerilmektedir.

Eğer ki tümörlerde boyut olarak bir artış yoksa radyolojik olarak takibe devam edilmesi gerekmez. Bu gözlem 10 yıla kadar uzanan uzun vadeli çalışmaları dayanmaktadır ve kanser gelişme riski oldukça düşüktür. Hastaların yüzde 20’sinde zaman içerisinde hormon üretimi olabilir ancak 3 santimetreden küçük lezyonlarda bu durumun görülmesi uzak ihtimaldir. Tümörün büyümesi uzak bir ihtimaldir. Her ihtimale karşı her yıl hekimin uygun gördüğü tahliller yapılmalı ve hekimin önermiş olduğu ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır.