İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Merkez Mahallesi, Abide-i Hürriyet Cd No:166, 34381 Şişli/İstanbul

Tiroid Bezi Hastalıkları

Tiroid bezi temel olarak vücudumuzda metabolizmayı yani yaşamın devamı için gerekli yapım ve yıkım işlevlerini kontrol eden hormonlar salgılayan çok önemli bir bezdir. Son yıllarda tiroid bezi hastalıkları giderek artan oranda daha tanınır hale gelmiştir.Temelde tiroid bezinin 2 grup hastalığı mevcuttur.

  1. Tiroid bezinin yapısal hastalıkları: Bu grupta tiroid bezinin basit ve nodüler büyümeleri bulunur. Nodül ihtiva eden hastalar mutlaka takip edilmeli ve tiroid kanserleri açısından değerlendirilmelidir.
  2. Tiroid bezinin çalışması ile ilgili bozukluklar: tiroid bezinin az yada fazla hormon salgılamasıyla ortaya çıkan hastalıklar bu grupta yer alır. Tiroid bezinin normalden fazla hormon salgılaması durumunda hipertiroidi (halk arasında zehirli guatr), normalden az hormon salgılaması durumunda ise hipotiroidi’den bahsedilir.

Bu iki grup hastalık aynı anda aynı hastada bulunabilir ve bu hastalar her iki grup hastalık açısından değerlendirilerek tedavi edilirler.

Tiroid Bezinin Fonksiyonel Hastalıkları

Hipotiroidi : Bu hastalık tiroid bezinin normalden daha az hormon salgılaması durumudur.

Olası Şikayetler: Halsizlik, bitkinlik, Üşüme, kilo alma saçlarda dökülme gibi şikayetler görülebilir. Bu duruma en sık olarak HASHİMOTO hastalığı da denilen tiroid bezinin tembelleşmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalık neden olmaktadır. Bu hastaların çoğunda küçük çaplı yalancı nodüller görülmektedir. Bu hastalarda ameliyatla tedavinin yeri yoktur. Ancak gerçek nodülleri olan hastalarda ameliyat gerekebilir. Bu hastaların iyi ayırılması ve gerçek nodülü olan hastaların iyi bir ultrasonografi ile değerlendirilerek tedaviye yön verilmesi gerekir.

Hipertiroidi: Bu hastalık tiroid bezinin normalden fazla hormon salgılaması durumudur. Halk arasında ZEHİRLİ GUATR olarakda bilinmektedir.

Olası şikayetler: Çarpıntı, aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, ellerde titreme, kilo kaybı, saçlarda incelme, gözlerin öne doğru çıkması gibi şikayetler görülebilir. Hipertiroidiye neden olan hastalıklar içinde en sık görülenlerinden biri BASEDOW GRAVES hastalığıdır. Bu hastalıkta asıl etken vücudun kendi hücrelerine karşı antikor adı verilen maddeler üretmesidir. Bu antikorlar tiroid bezinin hem çok çalışmasına hem de büyümesine neden olmaktadır. Bu hastalar 3 şekilde tedavi edilirler.

  1. Tiroid hormon yapımını azaltan ilaçlar (Propycil ve Thyromazol)
  2. Radyoaktif iyot tedavisi (ATOM TEDAVİSİ)
  3. Cerrahi tedavi (tiroid bezinin çıkarılması)

Basedow graves tanısı konulan tüm hastalarda öncelikli olarak ilaç tedavisi başlanır, çarpıntısı belirgin olan hastalarda bu ilaç tedavisine ek olarak çarpıntı önleyici ilaçlar tedaviye eklenir. Bu tedavilerle birlikte alınması gereken en önemli önlem ise hastanın iyottan uzak durmasıdır. Hastalara mutlaka iyotsuz tuz kullanmaları ve iyot içeren vitamin ve öksürük şuruplarını kullanmamaları hatırlatılmalıdır.

Bu hastaların tedavisi endokrinolog ve endokrin cerrahının kontrolü altında planlanmalıdır. Gözleri öne doğru çıkmış (eksoftalmisi olan) hastalar, tiroid bezinde soğuk nodülü olan hastalar ve tiroid bezi çok büyük olan hastalarda ameliyat ile tiroid bezinin alınması daha uygun bir tedavi iken göz bulgusu olmayan, tiroid bezinde nodül olmayan ve tiroid bezi küçük hastalarda ise radyoaktif iyot tedavisi (atom tedavisi) daha uygun tedavi olacaktır. Bunlar genel kurallar olmakla birlikte istisnalar olabilir ve bunlar hasta bazında endokrinolog ve cerrah tarafından değerlendirilerek hastaya en uygun tedavi belirlenir.

Basedow Graves hastalığı dışında nodüllü tiroid bezlerinde de hipertiroidi (zehirli guatr) olabilir. Sintigrafide bu çok çalışan nodüller sıcak nodül olarak adlandırılır. Bu hastalarda bir veya birden fazla nodül sıcak olabilir. Birden fazla sıcak nodülü olan hastalarda genellikle tiroid bezinin kalan kısımlarında da nodül bulunması nedeniyle cerrahi tedavi öncelikli olarak düşünülmelidir. Tek bir sıcak nodülü olan hastalarda ultrasonografi ile değerlendirildiğinde tiroid bezinde başka bir nodül mevcut değil ise radyoaktif iyot (Atom ) tedavisi yapılabilir. Tabiki istisnai durumlarda mevcuttur. Radyoaktif iyot tedavisi uygulanan doğurganlık çağındaki kadınlara en az 6 ay tercihen 1 yıl gebe kalmaması önerilmektedir. Bu nedenle hastanın tek sıcak nodülü olsa bile eğer hasta 1 yıl içinde gebe kalmak istiyorsa bu hastalarda cerrahi tedavi tercih edilebilir.

Tiroid Bezinin Yapısal Hastalıkları

Nodüler Guatr


Tiroid bezinin boyutunun artmasıyla birlikte birden fazla nodül ihtiva etmesi durumudur. En sık görülen tiroid bezi hastalıklarından biridir. Elle muayene edilen insanların %7’sinde , ultrasonografi yapılan insanların ise %50’den fazlasında yani toplumun yaklaşık yarısında tiroid nodülleri saptanabilir. Hastalık bu kadar yaygın olmasına rağmen tüm bu hastalar ameliyat gerektirmez.

Yapılması Gereken Tetkikler

  1. Tiroid hormon düzeyleri: Hormon testleri içinde en önemlisi TSH seviyesidir. Bu tetkik genel olarak tiroid bezinin çalışmasıyla ilgili bilgi vermesi açısından yeterlidir. Özellikli hastalarda T3 ve T4 hormonları da istenebilir.
  2. Tiroid ultrasonografisi: Nodüllü tiroid hastalıkları için en değerli tetkik tiroid bezinin ultrason ile incelenmesidir. Ultrasonografi nodüllerin kanser açısından şüpheli olup olmadıklarını hakkında bize çok sayıda bilgi verebilir. Ultrasonda nodülün katı olması, kenarlarının düzensiz olması, küçük kireçlenmeler içermesi (mikro-kalsifikasyon), çevre dokulara invazyonu (çevre dokulara şıçraması) gibi bulgular varlığında bu nodülde kanser olasılığı vardır ve bu nedenle ultrason bizi uyaran en önemli tetkiktir.
  3. Sintigrafi: Günümüzde sintigrafi artık her hastada kullanılmamaktadır. Nodüler guatr’lı hastalarda TSH değeri normal ise sintigrafi yapılmamaktadır. Sintigrafinin en değerli olduğu hasta grubu tiroid bezinin çok çalışması nedeniyle görülen hipertiroidi tablosudur.

Nodüler Guatrlı Hastalarda Ne Zaman İğne Biyopsisi Yapılmalıdır?


İğne biyopsisi yapılacak hastalar ultrason ile şüpheli nodül saptanan hastalardır. Yukarıda anlatıldığı gibi ultrasonda nodülün katı olması, düşük ekolu olması (hipoekoik nodül) kenarlarının düzensiz olması, küçük kireçlenmeler içermesi (mikro-kalsifikasyon), çevre dokulara invazyonu (çevre dokulara şıçraması) gibi bulgular varlığında bu hastaların mutlaka iğne biyopsisi ile değerlendirilmeleri gerekir. İğne biyopsisi her zaman için %100 doğruluğu olan bir tetkik değildir arada kalınan hastalarda iğne biyopsisi tekrarlanabilir.

Nodüler Guatrlı Hastalarda Ne Zaman Takip Yapılmalıdır?


Bu konuda bazı görüş ayrılıkları olmakla birlikte ultrasonografide kanser açısından şüpheli olmayan, 4 cm’den küçük ve iğne biyopsisi temiz sonuçlanan hastalar 6 aylık aralıklarla takip edilebilirler. Ancak şu unutulmamalıdır ki takip sırasında nodül çapında 2mm’den fazla yada çapında yarıdan fazla büyüme durumunda bu hastalara ameliyat önerilir.

Nodüler Guatrlı Hastalarda Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

  1. Ultrasonografi ve iğne biyopsisinde kanser şüphesi olan nodül varlığında
  2. Bası bulguları varsa (nefes borusu,yemek borusu gibi yapılara bası olması)
  3. Hasta kozmetik nedenlerle ameliyat istiyorsa
  4. Takip sırasında nodüller büyüyorsa, yada hızlı büyüyen yeni ortaya çıkan nodüller mevcutsa
  5. 4 cm’den büyük nodül varlığında
  6. Hipertiroidi (zehirli guatr ) bulguları varsa

Tek Tiroid Nodülü


Muayenesinde tiroid bezinde büyümüş tek nodül olan hastalarda yine olmazsa olmaz olan ultrasonografi devreye girer. Ultrasonografide tek bir nodül saptanan ve tiroid bezinin diğer kısımlarının tamamen normal olduğu hastalarda bu nodülün değerlendirilmesi önem taşır. Öncelikle hastanın tiroid hormon değerleri bakılmalıdır. Eğer hastanın tiroid bezi normalden fazla çalışıyorsa bu hastalarda hipertiroidi;


Tek tiroid nodülü Tiroid bezinde büyüme olmaksızın veya minimal büyüme ile birlikte tek bir nodül saptandığında bu nodülün çapı, yapısı ve fonksiyonunun iyi değerlendirilmesi gerekir. Çünkü kanser veya hipertiroidi riski daha yüksektir.


Tek, solid ve soğuk (tiroid sintigrafisinde hipoaktif) nodüllerin kanser içerme riski %5-20 arasında değişir. Büyük, bası yapan ve kanser şüphesi olan nodüllerde cerrahi tedavi önerilir.
Eğer tek nodül sıcak (hiperaktif) ise toksik adenom adını alır. Bunlar büyük oranda iyi huylu tümörlerdir ve hastada zehirli guatra ait yakınmalar olabilir. Öncelikle antitiroid ilaçlar ile tablo kontrol altına alınmaya çalışılır; daha sonra ise cerrahi tedavi veya radyoaktif iyot tedavisi gerekecektir.Tiroiditler Tiroid bezinin enflamatuvar bazı hastalıklarını ifade eder. Çok az bir bölümü mikroorganizmaların oluşturduğu enfeksiyöz tiroiditlerdir. Daha sık rastlanılan otoimmün (vücudun kendi hücrelerine karşı bilinmeyen nedenle reaksiyon göstermesi) kökenli olan Hashimato tiroiditidir.Tiroid bezi fonksiyonları çok değişkenlik gösterir. Başlangıçta geçici bir hipertiroidizm dönemi olabilir ancak tiroid folikül hücrelerinin harabiyetine bağlı olarak ilerleyen dönemlerde tiroid fonksiyonları normale döner hatta uzun dönemde hipotiroidizm gelişebilir. Gerektiğinde ilaç tedavisi ile kanda tiroid hormone seviyesinin normal olması sağlanır. Tiroiditlerin cerrahi tedavisine gerek yoktur ancak özellikle Hashimato tiroiditi olan hastalar iyi takip edilmelidirler.


Graves hastalığı Otoimmün (vücudun kendi hücrelerine karşı bilinmeyen nedenle reaksiyon göstermesi) nedenli ve hipertiroidizm (zehirli guatr) ile seyreden bir hastalıktır.
Tiroid bezi diffüz olarak büyümüştür. Tiroid hormonlarındaki artışa bağlı olarak şikayetler ve bulgular vardır. Bu hastalığa spesifik olarak göz kürelerinin dışarıya doğru çıkık olması (ekzoftalmi) görülebilir.


Hastalar öncelikli olarak antitiroid ilaç tedavisi (propisil, vb.) ile ötiroid hale getirilirler ve sıklıkla sonrasında kesin tedavi için cerrahi (total tiroidektomi) veya radyoaktif iyot tedavisi gerekir.
Toksik multinodüler Guatr, tiroid bezinde nodüller ve tiroid hormonu salınımında artış (zehirli guatr) ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle zehirli guatra ait şikayetler ve laboratuvar bulguları Graves hastalığındaki kadar şiddetli değildir. Göz bulgularına rastlanmaz.


Tedavi yine antitiroid ilaçlar (propisil, vb.) ile başlar ancak sıklıkla cerrahi tedavi gerekir. Hem zehirli guatrı kontrolu hem de nodüllerin ortadan kaldırılması için cerrahi tedavi öncelikli olarak düşünülür.


Tiroid kanserleri ABD’nin verilerine göre tüm kanserlerin %1’inden daha azını oluşturur. Tiroid kanserlerinin %90-95’i folliküler hücrelerden köken alan iyi diferansiye tümörlerdir. Bu gruba papiller, foliküler ve Hürthle hücreli kanserler dahildir. Medüller tiroid kanseri tiroid kanserlerinin %6’sını oluşturur (bunların %20–30’u ailesel MEN Tip 2A ve 2B olgulardır). Anaplastik kanser ise çok agresif bir formudur.


Tiroid kanserleri arasında en sık görülen papiller tiroid kanseridir. Çok iyi seyirli bir kanser tipidir. Özellikle 40 yaşın altında, kadınlarda, çapı 4cm’nin altında olduğunda ve tiroid bezinin dışına taşmamış ise tedaviden elde edilen sonuç çok iyidir (10 yıllık ortalama hayatta kalma oranı %90’ın üzerindedir).


Tiroid kanserlerinin tedavisi tiroid bezinin tamamının alınması anlamına gelen total tiroidektomidir. Gerek duyulduğunda boyun lenf nodlarının da çıkartılması gerekir. Bazı hastalarda cerrahi tedaviden sonra radyoaktif iyot tedavisine ihtiyaç duyulur.


Tanı

  • Muayene
  • Tiroid fonksiyon testleri (serbest T3, serbest T4 ve TSH)
  • Diğer laboratuvar tetkikleri (antimikrozomal antikorlar, tiroglobulin)
  • Tiroid ultrasonografisi
  • Tiroid bezi sintigrafisi
  • İnce iğne aspirasyon biyopsisi

Tiroid bezi hastalıklarına ait belirtilerin bir çoğu özgün olmayan (non-spesifik) yakınmalardır. Büyük guatrı olan hastalarda sıklıkla yutma güçlüğü, nefes almada zorluk ve boğulma hissi gibi belirtiler vardır. Ağrı sık rastlanan bir yakınma değildir. Ses değişikliği önemli bir belirti olabilir. İyi huylu ya da kötü huylu tiroid bezi hastalığına ait aile öyküsünün olması, önceden radyasyona maruz kalma, guatrın endemik olduğu bölgede yaşama veya guatrojenik ilaç kullanımı gibi bilgiler de önemlidir.

Tiroid bezinin muayenesi gözlem ile başlar. Tiroid bezinde büyüme veya tiroid kitlelerinin bir kısmı, yutkunma ile hareket ettikleri için, kolaylıkla ortaya konabilirler. Eğer hastanın zayıf bir boynu yoksa normal tiroid dokusu genellikle ele gelmez. Muayenede boyun lenf bezleri de değerlendirilmelidir.

Her hastada tiroid fonksiyon testlerine bakılmalıdır. Antimikrozomal antikorlar (Graves gibi otoimmün hastalıklarda) ve tiroglobulin düzeyi (tiroid kanseri nedeniyle operasyon sonrası takipte) gibi laboratuvar tetkiklerine daha özel durumlarda ihtiyaç duyulur.

Tiroid ultrasonografisi tanıda oldukça yararlıdır. Tiroid bezinin boyutunu, yapısını, nodül varsa bunun solid veya kistik olduğunu, çapını değerlendirmemizi sağlar. Nodül çapının takibinde ve bazen iğne biyopsisine kılavuzluk yapması için de kullanılır.

Doppler sonogarfi, ultrasonografinin daha özellikli bir uygulamasıdır. Doppler vücuttaki herhangi bir yapının kanlanma özelliklerini gösterir. Tiroid nodüllerinin büyük bölümünü oluşturan kolloid içeren nodüllerin içinde kanlanma yoktur. Kanlanma olmayan nodüllere iğne aspirasyonu benzeri daha ileri incelemelere gerek yoktur.

Tiroid sintigrafisi özellikle hipertiroidizmde (zehirli guatrda) yararlıdır. Tiroid bezindeki yaygın aktivite artışını veya nodüllerin aktivitesini gösterir.

Ender olarak bilgisayarlı tomografiye de ihtiyaç duyulabilir (nefes alamama veya yutkunma güçlüğü gibi şikayetlerin gerçekten tiroid bezi basısına bağlı olup olmadığını göstermek gibi).

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi %95 gibi yüksek doğruluk oranına sahip olan bir incelemedir. Klinisyen veya ultrasonografi eşliğinde radyolog tarafından yapılabilir. Tiroid nodüllerine yaklaşımda takip veya operasyon kararını vermede oldukça önemli bir aşamadır. İnce iğne biyopsi sonucu şüpheli veya malign (kötü huylu) olduğunda operasyon kaçınılmazdır. Yetersiz sonuç elde edilirse işlem tekrar edilmelidir. Sonuç benign yani iyi huylu bir nodül olduğunu gösteriyorsa ve diğer parametrelerde (nodül boyutu, yapısı, çevre dokularla ilişkisi, vb.) şüpheli değilse o zaman ameliyat gerekmeden bir süre takip kararı verilebilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir